Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İşittiklerimiz Ve Bedenin Sesle Uyumu

Gün içinde ne kadar çok ve birbirinden farklı sese maruz kalıyoruz. Kimi zaman kulağımıza gelen bir melodi içimizi huzurla dolduruyor, kimi zaman neşeli bir kahkaha ruhumuzu hafifletiyor; bazen de beklenmedik bir gürültü, fark etmeden iç dünyamızda bir gerilim oluşturuyor. Aynı gün içinde duyduğumuz bu sesler, yalnızca işitilen titreşimler olarak kalmıyor; duygularımıza dokunuyor, ruh hâlimizi değiştiriyor ve iç dünyamızda izler bırakıyor. Kalabalık bir cadde, huzur veren bir ezgi, kalbimize dokunan bir dua… Bu seslerin hepsi, bedenimizin en küçük yapı taşlarına, hücrelerimize kadar ulaşıyor. Hücrelerin, yalnızca kimyasal sinyallere değil, ses dalgalarına da tepki verebildiğini gösteren bulgular, duyduğumuz her sesin sandığımızdan daha derin bir etkiye sahip olabileceğini düşündürüyor. Bu durum, insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin dış dünyayla sınırlı olmadığını; bedenin en küçük parçalarına kadar uzanan ince bir etkileşimin varlığını hatırlatıyor. Kulak Hijyeni ve Seslerin Ruhumuza...

Bayramda Gönüller Doysun Ama Bedenimiz Yorulmasın

Bayram günleri geride kalırken, içimizde hem tatlı bir yorgunluk hem de burukluk hissedebiliriz. Sofralar kuruldu, kapılar açıldı, sevdiklerimizle bir araya gelmenin tadını çıkardık. Evlerde hazırlıklar, mutfaklardan yükselen kokular, paylaşılan sohbetler… Her biri bayramın güzelliklerini oluşturdu. Ancak, özellikle ikramların çeşitlendiği ve sofraların zenginleştiği anlarda, bazen ölçü fark etmeden aşıldı. Şimdi, bayramın neşesini gölgelemeden, hem gönlümüzü hem bedenimizi dengelemeyi hatırlamanın tam zamanı. Bayram, elbette sadece sofralarla ya da ikramlarla sınırlı değildir. Onu asıl değerli kılan, kalpte uyandırdığı o derin ve incelikli duygulardır. Her bayramda dilimize dolanan “Nerede o eski bayramlar?” sözü de belki bu hissin bir yansımasıdır. Bu cümlenin içinde sadece geçmişe duyulan bir özlem değil; aynı zamanda daha sahici, daha içten ve daha huzurlu anlara duyulan bir arayış saklıdır. Aslında özlenen, sadece geçmişin kendisi değil; o günlerde daha belirgin hissedilen yakınlı...

Mevsim Geçişlerinde Bağışıklık Sistemi

“Bir türlü tam iyileşemedim.” veya “Bahar gelince mutlaka hastalanıyorum. ”Mevsim geçişlerinde bu tür cümleleri çok duyarız. Özellikle sonbahardan kışa ya da kıştan bahara geçerken birçok kişi sık sık soğuk algınlığı, halsizlik, burun akıntısı veya boğaz ağrısı gibi şikâyetlerle karşılaşır. Oysa aynı kişiler yılın başka zamanlarında kendilerini daha güçlü hisseder. Peki mevsim değişince vücudumuzda ne olur? Neden bu dönemlerde daha kolay hastalanıyoruz? Bu sorunun cevabı büyük ölçüde bağışıklık sistemimizin işleyişinde saklıdır. Bağışıklık sistemi, diğer adıyla immün sistem; çeşitli hücreler, organlar ve dokulardan oluşan oldukça karmaşık bir yapıdır. Vücudumuzu hastalık yapıcı mikroplara karşı koruyan bu sistem, adeta bir savunma ordusu gibi görev yapar. Bu ordunun en önemli askerleri ise akyuvarlar (lökositler) olarak bilinen hücrelerdir. Akyuvarlar vücuda giren bakteri, virüs ve diğer zararlı maddeleri tanır ve onlarla mücadele eder.Bağışıklık sistemi tek başına çalışan bir yapı de...

Kur’an-ı Kerim Okumak: Kalbe Huzur, Zihne Şifa

Kur'an-ı Kerim okumak, yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda insan zihnini canlı tutan, hafızayı güçlendiren ve düşünce dünyasını derinleştiren çok yönlü bir zihinsel faaliyettir. Biz hiçbir ibadeti faydası olduğu için yapmıyoruz elbette ama son yıllarda yapılan birçok bilimsel çalışma, Kuranı Kerim tilavetinin hem manevi hem de zihinsel boyutlarıyla beyin üzerinde dikkat çekici bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu yönüyle bakıldığında, Kur’an-ı Kerim okumak gibi zihni canlı tutan ve hafızayı çalıştıran faaliyetler demans ve benzeri unutkanlık hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı oluyor. Okuma Yönünün Etkisi Kuran okumak, beyni aktif tutan karmaşık bir bilişsel süreçtir. Öncelikle Kur’an’ın sağdan sola doğru okunması, beynin alışılmış okuma düzeninden farklı bir çalışma sistemine girmesini sağlar. Gözlerin bu ters yöndeki hareketi ve karmaşık harf yapılarını takip etmesi, beynin bilgiyi işleme hızını artırırken dikkat mekanizmalarını da daha keskin hale getiri...

İyi Olmak Sizi İyileştirecek!

Hadisi şerif kökenli altın bir kural vardır: Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız başkalarına da öyle davranın. Ramazan ayı, sadece oruç tutmak ve ibadetle meşgul olmakla sınırlı bir zaman değildir. Aynı zamanda insan ilişkilerinde hassasiyet, hoşgörü ve empatiyi derinlemesine deneyimleme fırsatıdır. Bu ayda, açlık ve susuzluğun verdiği farkındalık, insanın hem kendisine hem de çevresine karşı tutumunu sorgulamasına vesile olur. Aç kalmanın ve ibadetle meşgul olmanın ötesinde, birbirimize karşı nazik, iyi ve saygılı olmak, orucun manevi değerini güçlendirir. İnsan, sadece kendisini değil, başkalarını da gözeterek davranışlarını şekillendirdiğinde, toplumda huzur ve denge tesis edilir. Araştırmalar, çocukluktan itibaren biyolojik ve psikolojik olarak nazik olmaya ve iyilik yapmaya yatkın olarak yaratıldığımızı ispatlıyor. Yani insan, fıtratında merhamet, paylaşma ve yardımlaşma duygularını zaten taşır. Ancak zamanla hayatın koşuşturması, bencillik, rekabet ve kırgınlıklar bu t...